7 Eylül 2008 Pazar

thank you mario but princess is in another castle



maryo' nun çilesidir. sen git o kadar yolu, adam yiyen çiçeklerden kaç, mantarlara kafa atıp ekarte et, alevlerden kaç, dağdan taştan zıplaya zıplaya geç, koskoca kaplumbağa görünümlü ağzından ateşler saçan lanet bi yaratığı geç sonra ne oldu? "tenk yu maryo bat pirenses is in enadır kesıl". ben maryo olsam sikertirim ortalığı. " - ne demek efendim enadır kesıl? ne biçim bi memleket burası? kaç tane kesıl var bu soktuğumun yerinde?" derim. yıkarım ortalığı. " akıllı olacaksın efendi!" derim. "kesılının kadını ol" derim. "ne öyle fingirdek gibi kesıl kesıl gezdiğin?" derim. " pii allah cezasını versin öyle sultanında pirensesin de!" derim.

sonra gidiyosun başka bir "enadır kesıl" a orda da pirensesin tokmakcılarından birisi daha çıkıp diyo ki "abi vallaa demin burdaydı az önce gitti pirenses". afedersin skerim ben öyle prensesi. alırım o mantar kafalı yardımcısını skerim gerekirse. ben maryo olsam. ohooo. sikertirim ortalığı. çift vurup tek sayarım. ohooo...

" be kahpe pirenses" derim. " sen böyle kesıl kesıl gezerken ben nasıl seni bulayım da kurtarayım?" derim. "peri padişahının kızımısın lan sen?" derim. "pirensessen pirensesliğini bil!" derim. derim bunları. ha ondan sonra en son kesılda bulduğumda da acımam. veririm ayarı, veririm çükü. ondan sonra gelsin küçük küçük boy boy maryolar, ondan sonra gelsin 1up yazılı mantarlar. gelsin maryo, gitsin maryo. skerim öyle işi.

Hiç yorum yok: